Bir isme sahip olmak, sadece nüfus cüzdanında bir satır işgal etmek değildir; kişinin kendisini dünyaya takdim şeklidir. Özellikle inanç değişikliği gibi insanın iç dünyasında köklü bir dönüşüm yaratan süreçlerde, eski ismin taşınması manevi bir yük haline gelebilir. Hristiyan inancını benimseyen bir bireyin, İslam kültürüne veya eski inancına ait bir ismi taşımaya devam etmesi, hukuken "kişinin manevi varlığını geliştirmesi" önünde bir engeldir.
Bu makalede, din değişikliği sebebiyle isim tashihi (değişikliği) davalarının hukuki dayanaklarını, Yargıtay'ın emsal kararlarını ve bu sürecin en çok merak edilen miras hukukuna etkilerini inceleyeceğiz.
"Davacının dinini değiştirmesinin yanında, kendi dinini ve kültürel yapısını yansıttığına inandığı adı kullanmak istemesi bir haklı neden sayılmalıdır. (...) Adını benimsemeyen, kişiliği ile özdeşleştirmeyen kimsenin, adını değiştirmek istemesi en doğal hakkıdır."
HAYIR, din veya isim değişikliği mirasçılık sıfatınızı kaybettirmez.
Yargıtay kararlarına göre; sadece din değiştirmek veya isim değiştirmek, "aile hukukundan doğan ödevlerin ihlali" sayılmaz.
Siz inancınızı ve vicdanınızı özgürce yaşayın; hukuki haklarınızı korumak bizim işimiz.
İlk görüşme tamamen gizli ve ücretsizdir. Avukat-müvekkil gizliliği kapsamında paylaştığınız bilgiler aileniz dahil hiçbir 3. kişiyle paylaşılmaz.